Kalbinde ki küçük kıpırtıları ne zamandır hissediyordu kadın,
Birlikte bir düş bile kurmaya cesareti yoktu.
Sessiz sedasız bekliyordu.
Yorgun kalbine ufacık bir kıvılcım düşmüştü işte.
Kirlenmiş zihni temizleniyordu.
Umut etmeye mi başlamıştı yoksa
Ufak tefek yaklaşımlar büyülüyordu gözlerini.
Hayalini bile kuramadığı anların tam ortasındaydı.
Masal gibiydi.
Gerçek olduğuna inanamıyordu.
Sanki biri bir anda dokunacak düş balonu sönüverecekti.
Günler günler geçti...
Mucize dediği anlar bitmişti bir anda
Tüm gerçeğin ortasına düşüvermişti işte.
Bekledi.
Sabretti.
Unutmaya çalıştı.
Yaşanmadı saydı, olmadı.
Aylar geçti sessizliğiyle...
Bitmemişti masal, ara verilmişti galiba.
Yine bir mucizenin eşiğindeydi.
''Geldim'' sözü yankılandı beyninde defalarca.
Göğsünden çıkmak için çırpınan kalbine söz geçiremiyordu.
Derin bir nefes çekti içine
Bekledi bir kaç saniye,
Mucizenin tadına varmaya çalıştı.
Yutkundu...
'' Beni hiç özledin mi ?'' diye sordu kadın.
''Hissettiğim şey Özlemek mi bilmiyorum '' dedi adam.
Sahi neydi özlemek ?
Nefesin kesilene kadar adını sayıklamak,
Bir anda yüzünü hatırlayıp yutkunamamak,
Gece yarılarına kadar şuan ne yapıyor diye düşünmek
Belki rüyada görürüm diye 'O'na uyumak,
Krşılaşma umuduyla 'O'na uyanmak
Hangisiydi özlemek ?
Hepsi miydi özlemek ?