Uzaklaşıyorum senden,
Yavaş yavaş kendime dönüyorum.
Sanki hep yanımdaymışsın gibi burnuma gelen kokun
rahatsız ediyor beni artık.
Bedenen çekip gitmek çok zor biliyorum.
Ama ruhen ayrılığın eşiğindeyim.
Bir sabah uyandığında ''Günaydın'' demeyeceğim gülümseyerek,
Gün içinde ''Nasılsın'' diye hatır sormayacağım,
Belki de neler yapıyorsun diye merak etmeyeceğim,
Geç geldiğini ya da erkenden kapı çalışını fark etmeyeceğim.
Televizyona bakarken bile farklı şeyler izliyeceğiz,
Sen ekrana yansıyanı, ben kafamda ki gidişleri...
Aynı sofraya oturduğumuzda,
Tek başımaymışım gibi gitmeyecek boğazımdan lokmalar.
Hep bir yanım eksik gibi yaşayacağım sen varken.
Bir müddet sonra bunlarda geçecek belki de,
Tamamen görünmez olacaksın bende,
İyice alışacağım bu yokluk duygusuna.
Aynı evde iki yabancı olacağız.
Ve sen hiçbir zaman anlayamayacaksın bu gidişleri.
Kendince fikirler üreteceksin belki de,
Soramayacaksın bana,
Bize neler oldu böyle diyemeyeceksin.
Desen de ben duymayacağım.
Ve bir gün bakacaksın ben yokum yanında,
Tek başınasın bu dünyada.
İşte o gün yıkılacaksın.
Kahrolacaksın, gözünün önüne gelecek son çırpınışlarım.
Nafile !!!
Etrafına bakacaksın bana ait eşyalar her yerde,
Onlara dokunacaksın tek tek.
Kıyafetlerimi koklayacaksın ben diye,
Pişman olacaksın,
Çaresizce beni arayacaksın, bulamayacaksın.
Anlayacaksın !!!
Ben çoktan gitmişim...
Yıllar geçmiş,
Bir anda uyanıyorum.
Küçük bir koltukta iki büklüm uyuyakalmışım.
Üzerimde kırmızı bir battaniye var, ama ben örtmedim onu,
Birisi üşümeyeyim diye üzerime bırakmış belli.
Yavaş yavaş daha da açıyorum gözlerimi,
Karşımda ahşap bir masa,
Masanın üzerinde kağıtlar,
Ve hala dumanı çıkan kahve,
Kokusu burnumda...
Kimseler yok etrafta, ve ben neden buradayım anımsamıyorum bir anda.
Sonra yumuşacık bir ses duyuyorum '' uyandın mı sen? ''
İçimi okşuyor bu ses ve çok tanıdık geliyor.
Yüzünü görüyorum sonra,
İnanamıyorum ne kadar yaşlanmış,
Göz kenarları kırışmış...
Yüzüme bakıyor anlamsız, sanki ne oldu der gibi,
Sanki uzunca bir süredir yanındaymışım gibi.
Ben de ona bakıyorum benim burada ne işim var der gibi...
Duvarda bir ayna ilişiyor gözüme,
Yerimden kalkıyorum usulca,
Karşımda tanımadığım bir ifade,
Saçları yer yer beyazlamış bir kadın.
Tüm cesaretimi toplayıp ona dönüyorum,
''Ben hiçbir şey hatırlamıyorum neden senin yanındayım, nasıl senin yanındayım''
Bana ne oldu, sana ne oldu diyorum,
Uzunca bakıyor gözlerime,
Yanıma geliyor gülümseyerek,
Ellerimi tutup gözlerimin içine bakıyor,
Derin bir sessizlik sonrasında gözlerinden iki damla yaş akıyor,
Ve dökülüyor sözcükler dudaklarından...
Sözümü tutuyorum sana, son nefesinde yanında olacaktım ya.
Haydi yorma kendini uzan yatağına...
Gözlerim uzaklarda , dudaklarımda tebessüm,
Ve son sözüm kafamın içinde Hoşça kal...
Eskisi gibi değiliz artık,
Sonsuz bir sabır var sanıyordum bende.
Yaptıkların hoşluk gibiydi ''boşluk'' olduğunu anlayana kadar.
Galiba biraz erken geldi aklım başıma,
Ya da ben biraz erken yoruldum belki de...
Mecalim kalmadı savaşmaya,
Hele avuntulara hiç ihtiyacım yok,
Her ilişki de bir şey öğrenirsin demiştin ya
Ben sende ne öğrendiğimi anladım sonunda.
Ben sende yanılgıyı öğrendim,
Güvenip güvenip yıkılmayı öğrendim,
Zorlukları, vurgunları, yalanları sineye çekmeyi öğrendim...
Evin kapısının eşiğindeyim şimdi,
İçeri geri dönsem neler olacağını biliyorum,
Yine aynı yokluk duygusu, yine aynı yorgunluk,
Sabır dilenmeler, kalp kırıklıkları,
Ve yine aynı ''iki kişilik yalnızlık''
Dışarıya doğru bir adım atsam,
Koca bir özgürlük, ruh temizliği,
Yeni başlangıçlar ve sınırsız bir hayat var.
Şimdi bir karar aşamasındayım anlayacağın.
Gitsem mi, kalsam mı bilemedim.
Sen olsan bu duygularda !!!
Gider miydin uçsuz bucaksız yarınlarına,
Yoksa her şeye rağmen kalır mıydın yalanlarla ???