28 Haziran 2016 Salı

Hoşça Kal Can İçim...

Yıllar geçmiş,
Bir anda uyanıyorum.
Küçük bir koltukta iki büklüm uyuyakalmışım.
Üzerimde kırmızı bir battaniye var, ama ben örtmedim onu,
Birisi üşümeyeyim diye üzerime bırakmış belli.
Yavaş yavaş daha da açıyorum gözlerimi,
Karşımda ahşap bir masa,
Masanın üzerinde kağıtlar,
Ve hala dumanı çıkan kahve,
Kokusu burnumda...
Kimseler yok etrafta, ve ben neden buradayım anımsamıyorum bir anda.
Sonra yumuşacık bir ses duyuyorum '' uyandın mı sen? ''
İçimi okşuyor bu ses ve çok tanıdık geliyor.
Yüzünü görüyorum sonra,
İnanamıyorum ne kadar yaşlanmış,
Göz kenarları kırışmış...
Yüzüme bakıyor anlamsız, sanki ne oldu der gibi,
Sanki uzunca bir süredir yanındaymışım gibi.
Ben de ona bakıyorum benim burada ne işim var der gibi...
Duvarda bir ayna ilişiyor gözüme,
Yerimden kalkıyorum usulca,
Karşımda tanımadığım bir ifade,
Saçları yer yer beyazlamış bir kadın.
Tüm cesaretimi toplayıp ona dönüyorum,
''Ben hiçbir şey hatırlamıyorum neden senin yanındayım, nasıl senin yanındayım''
Bana ne oldu, sana ne oldu diyorum,
Uzunca bakıyor gözlerime,
Yanıma geliyor gülümseyerek,
Ellerimi tutup gözlerimin içine bakıyor,
Derin bir sessizlik sonrasında gözlerinden iki damla yaş akıyor,
Ve dökülüyor sözcükler dudaklarından...
Sözümü tutuyorum sana, son nefesinde yanında olacaktım ya.
Haydi yorma kendini uzan yatağına...
Gözlerim uzaklarda , dudaklarımda tebessüm,
Ve son sözüm kafamın içinde Hoşça kal...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder